Tek sayfa (2 sütun)

Balgın'ın Ağıdı

Bilinmiyor

Bu kuru ağacın başında şapkan duruyor

Ak gümüş şimdi boşuna parlayıp duruyor

Gelmezsen bu yolculuğun sonunda

Ah yalnız yüreğim sızlayıp duruyor

Yedi yaşına gelince Kur'an'a verdim

Okusun diye mollaya koyuverdim

Arkasında ablası yok bacısı yok

Yalnızımı kocaya niçin verdim

Okuyayım dediğini atımı bağlayıp

Bağladığım yerde dursun ağlayıp

Gelince elli beşe zavallı bahadır

Doğar mı artık çocuk Balgın gibi

Sevgilim söyleyeyim nasıl idi

Yağda pişmiş hurma tatlısı gibi idi

Kendimi översem kendim ululaşırım

Kendi yaşında olanlar arasında başta idi

Sevgilim anlatayım ulu şehrim

Sarardı senin ile apak yüzüm

Kış ortası geldi böyle bir ıstırap

Bozuldu kendi başıma kurmuş şehrim

Ak keçi geliyor bak yavrusuna

Süt veriyor ak memeden yavrusuna

Yanıma gel ikimiz de ağlayalım

Gider belki tanrının da kullağına

Ak keçinin artık iki yavrusu var

Birinin bak hep sarkmış kulağı var

Ak keçi semaya bak otunu ye

Bulursun yine yavru sağlığın var

Ak keçi sen kederli ben kederli

Yarattı bir yaratan beş kederli

Ak keçi semaya bak otunu ye

Acaba tanrı verir mi bize yavru

Döjön boyundan halk geçiyor

Bir kat şapandan soğuk geçiyor

Ah ben ağlamayım kim ağlasın

Balgın'ın şimdi artık ayı geçiyor

Döjön boyunda yalnız bir mezar vardı

Acımadı tanrı yalnızı aldı

Elli beşine gelen zavallı bahadır

Yalnızdan ayrılarak kayguda kaldı

Kaynaklar: Muhan Bali