Türkü

Baskın Destanı

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Havalandı gönül bürüdü efkar

Dedi ki var dolaş çarşı pazarı

Bulursan kendine bir münasip yar

O zaman terkeyle namusu an

Arıya arıya buldum bir civan

Dudu burbu hotoz kaşları keman

Düştüm arkasına gezdim bir zaman

Yüz yüze gelince ettim işmarı

Dedim tenha gidip edelim sohbet

Dedi ki bu gece bizdesin elbet

Dedim ki efendim canıma minnet

Ol dem sağlık verdi semti civan

Yar önüme düştü doğrulduk yola

Ardı sıra gittim kol sala sala

Dedi ki sezdirme sak sağa sola

Gide gide bulduk Küçükpazar'ı

Dedi evim budur gördün mü beni

Kırmızı boyalı kapısı yeni

Tertibimiz üçte beklerim seni

Gayet çokça getir ol sim üzari

Saat üçte yaktım elime fener

Evi yıkılası adeti söner

Arkama takıldı bir sürü nefer

Kapının önünde kıldım kararı

Bir fiske taş attım ben de o zaman

Sevdiğim kapıda dururmuş heman

Kapıyı açınca dedi sus aman

Merdivenden çıktık yab yab yukarı

Yukarı çıktım ki kurulu sofra

Dedi evvel yemek cümbüşler sonra

Tarator mezeyi incecik doğra

Nazik elleriyle sundu hıyarı

Ben on bade sundu o simin bilek

Dedim keyfim tamam ey zatı melek

Kuş tüyünden şilte serildi döşek

Başladı soymaya ben günahkarı

Yar ile eyledik bir eyyam safa

Safa arızidir ezelden cefa

Bir gürültü koptu bir çağrış sada

Şaşırıp kendimi attım yukarı

Gittikçe büyüdü gürültü hengam

Saate baktım ki altıda tamam

Bütün mahalleli en önde imam

Neferler beraber hem sancaktarı

Bir sada geldi ki Hu Pembe Hanım

Gözüm ile gördüm yoktur yalanım

Bir cadı bağrışlı titretti canım

Bastı şamatayı ol şirret karı

Aşağıya baktım sopadan orman

Aradım kendime bir tenha mekan

Ol zaman eyledim kendimi nihan

Tavan arasında kıldım kararı

Kapıyı cemaat cumhur aldılar

İçeriye nice adam daldılar

Tavan arasında beni buldular

Dediler teslim ol yoktur zararı

Ne çare yakayı verdim ben ele

İndirdiler beni yukardan hele

Giydirdiler bizi yar ile bile

Çıkardılar bizi kapı dışarı

Yanımda vardı beş on yeniçeri

Ağa Kapısı'ndan girdik içeri

Keçeler serildi adet üzeri

Başlarından çıkardılar destarı

Kethüda Bey sordu bu ne maslahat

Dendi baskın bastık şunda kabahat

Azarlayıp beni dedi sus lanet

Şimdi görün benden olan zararı

Ol zaman başıma düştü bir acı

Yakamız eldedir yoktur ilacı

Dediler zıbbaya al falakacı

Ol zaman ayağım verdim yukarı

Mahpuslar düşünür söylemez kelam

Otuzbiri yedik keyfimiz tamam

Tahta kehlesinden ağladı anam

Bir bir sıra olmuş turna katarı

Kalede Kolağsı kurmuş bir divan

Kanlıya katile vermiyor aman

Emr oldu kaleye yazıldı ferman

Söyletmedi bizi bastı azarı

Nice bir çekeyim derd ile gamı

İki üç harbeci tuttu yakamı

Üç çifte kayığa serdik ihramı

Götürdüler gördüm Boğazhisar'ı

Kayıktan dışarı çıktığım zaman

Kale kapısından çıktım ben heman

Harbeciden takrir aldı zabitan

Ol yerin zabiti kale dizdarı

İki cingen cellat geldi yanıma

Anladım kasdi var şirin canıma

Dedim ki girmeyin boşa kanıma

Dediler böyleymiş hakkın kararı

Ol dem öleceğime ben de inandım

Kolum bağlı ulu Hakka dayandım

Meğer rüya imiş kalktım uyandım

Cümlemizi ıslah eyliye Bari

Niyazi'yim şaştım bu ne hikayet

Oturan ahbaba olsun nasihat

Saatçilikten de ince senaat

Kimseler etmesin bu fena karı

Kaynaklar

Şair Niyazi

Kaynak notu: Saz Şiiri Antolojisi - Vasfi Mahir Kocatürk, "Başlangıçtan bugüne kadar Türk Edebiyatının Saz Şiiri tarzında yazılmış en güzel Şiirleri" başlığıyla, Ayyıldız Matbaası, Ankara - 1963, s.267-268-269-270. Sözleri Zeynep Ceren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 2.641 defa görüntülenmiştir.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir