Türkü

Ben Bu İle Garip Geldim

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Ben bu ile garip geldim ben bu ilden bizarım

Bu tutsaklık tuzağın demi geldi üzerim

Çünkü ben bunda geldim ben onu bunda buldum

Mansur'um dar'a geldim uş kül oldum tozarım

Çün aşkın kitabını okudum tahsil ettim

Ne hacet ki karayı ak üstüne yazarım

Bir çeşmeden sızan su acı tatlı olmaya

Edebdir bize yermek bir lüleden sızarım

Yetmiş iki millete suçum budur hak dedim

Korku hıyanetedir ya ben niçin kızarım

Şeriat oğlanları nice yol ede bize

Hakikat deryasında bahri oldum yüzerim

Yunus bu kuş dilidir bunu Süleyman bilir

Gerçek aşık bu yolda ne kılasın sezerim

***

Abdülbaki Gölpınarlı - 100 Şair 1000 Şiir

Türk Tasavvuf Şiiri Antolojisi (Tasavvufi - Zühdi

Edebiyat, Melami - Hamzavi Halk Edebiyatı

Alevi - Bektaşi Halk Edebiyatı), Milliyet

Yayınları Türk Klasikleri Dizisi: 7

Birinci Cilt, Baha Matbaası, Ocak - 1972

s.58-59'da eser şu şekilde aktarılmaktadır

Bu ile garip geldim ben bu ilden bezerim

Bu tutsaklık tuzağın demi geldi üzerim

Çünki ben bunda geldim ben anı bunda buldum

Mansur'um dara geldim uş kül oldum tozarım

Çün aşkı kitabını okudum hasıl ettim

Ne hacet kim karayı ak üstüne yazarım

Dört kitabın ma'nisi bellidir bir elifte

Bi dedirmegil bana ben bu yoldan azarım

Bir çeşmeden sızan su acı tatlı olmaya

Edeptir bize yermek bir lüleden sızarım

Yetmiş iki millete suçum budur hak dedim

Korku hıyanetedir ya ben niçin kızarım

Şeriat oğlanları nice yol ede bize

Hakikat deryasında bahri oldum yüzerim

Dost bana gelsin demiş benim kaydımı yemiş

Ben yüzüm karasından teberrükler düzerim

Yunus bu kuş dilidir bunu Süleyman bilir

Gerçek aşık bu yolda ne kılasın sezerim

Kaynaklar

Yunus Emre

Kaynak notu: Divan. Bizar, ağlayan, yakınan; Bunda, burada, buraya; Mansur, Hallac-ı Mansur, «enelhak» diye diye darağacına asılan sofi; Bahri, deniz ördeğinin bir türüdür. "Mansur'um dara geldim uş kül oldum tozarım": Mansur, şeriata uymayan sözleri ve hareketleri yüzünden hicri 309'da (922) Bağdad'da asılan, sonra da cesedi yakılıp külü Dicle nehrine dökülen Ebü'l-Mugıys Huseyn b. Hallac'tır. Hallaç diye de anılır. "Hakikat deryasında bahri oldum yüzerim": Şeriat, Tanrı hükümlerinin tümüdür; bunların içyüzüne Hakikat denir. Şeriattan Hakikat'a giden manevi yola Tarikat derler. Hakikate vardıktan sonra tekrar Şeriat durağına gelip her şeyi ve herkesi, mazhariyetine göre görmeyeyse Ma'rifet adı verilir ve bu dört durak "Dört Kapı" diye anılır. Yunus Emre - Ali Çiçekli, Divan ve Risalat-al Nushiyya'dan Seçmeler, May Yayınları, Genel Kültür Kitapları 11, Edebiyat Dizisi 9, Birinci Basım - Nisan 1971, s.69-70. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 1.169 defa görüntülenmiştir.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir