Sözler
Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.
Ben ezelden dost yüzünü
Gördüm de geldim bu ile
Adem'le cennet zevklerin
Sürdüm de geldim bu ile
Münafıklar gelmez yola
Kafirlere mihnet gele
Nuh kavmini cümle sele
Verdim de geldim bu ile
Kalmazam can ile başa
Dosttan dönmek yoktur haşa
İbrahim ile ateşe
Girdim de geldim bu ile
Musa ile çıktım Tur'a
Gözlerim Hak yüzün göre
Tecelli olunan nura
Erdim de geldim bu ile
Aşık olan vere serin
Göre yarın Hak didarın
Davud'la Calut askerin
Kırdım da geldim bu ile
Meşhur olmuştur illerde
Söylenen cümle dillerde
Süleyman tahtın yellerde
Kurdum da geldim bu ile
Eyyub ile düştüm derde
Nice yıllar ah-u zarda
Hep gövdemin etin kurda
Verdim de geldim bu ile
Zekeriyya'yla ağaca
Girdim gizlendim ey hoca
Destere ile biçince
Durdum da geldim bu ile
Ya'kub'la başladım zara
Gözümde ak oldu kara
Yüreğimi yüzbin pare
Yardım da geldim bu ile
Ahır budur benim sözüm
Muhammed'dir iki gözüm
Ayağı tozuna yüzüm
Sürdüm de geldim bu ile
Tanrı arslanı Veli'yle
Bir kez yetiştim eliyle
Hayber kal'asın Ali'yle
Kırdım da geldim bu ile
Seyyid Seyfullah adını
Komuştur koyan bu dini
Yerin göğün bünyadını
Urdum da geldim bu ile
Kaynaklar
Seyyid Nizamoğlu
Kaynak notu: Adem Peygamber, yememesi emredilen ağacın meyvasından, Şeytan'ın aldatmasıyla, eşi Havva ile yemiş, cennetten dünyaya sürülmüştür. Kavmi, Nuh Peygamber'e yüzyıllarca uymamış, sonunda gökten yağan, yerden fışkıran yağmur ve sularla tufan olmuş, Tanrı buyruğuyla Nuh'un yaptığı gemiye girenlerden başka bütün insanlar, hayvanlar boğulmuştur. Nemrud, İbrahim Peygamber'i, kendisine uymadığı, putları kırdığı için ateşe attırmış, ateş, güllük-gülistanlık olmuştur. Musa, Turdağı'nda, bana görün, seni göreyim demiş, Tanrı, buna imkan olmadığını söylemiş, kudreti, dağa tecelli edince dağ paramparça olmuş, Musa bayılmış, kendine gelince tövbe etmiştir. Davut P. Calut'u savaşta öldürmüştür. Süleyman Peygamber'in tahtını yel götürmüştür. Eyyub Peygamber, dertlere uğramış, sabretmiştir, halka göre bedeninde yaralar peydahlanmış, yaralara kurtlar düşmüş, sonunda iyileşmiştir. Zekeriya Peygamberi kavmi öldürmeye kastetmiş, o da bir ağacın içine sığınmış, fakat kavmi, Zekeriya'yı, testereyle ve ağaçla ikiye dilmiştir. Yakup Peygamber, oğlu Yusuf'un derdinden ağlamaya başlamış, gözleri ağrımış, görmez olmuş, Yusuf'un gömleğini gözüne sürünce gözleri görür olmuştur. Ali, Hayber Kalesinin kapısını koparmış, kalkan olarak kullanmış, kaleyi fethetmiştir. Bu şiirde şair, sülukünde, yani manevi yolculuğunda bütün bu Peygamberlerin ve Ali'nin tecellilerine mazhar olduğunu bildirmektedir. Abdülbaki Gölpınarlı - 100 Şair 1000 Şiir, Türk Tasavvuf Şiiri Antolojisi (Tasavvufi - Zühdi Edebiyat, Melami - Hamzavi Halk Edebiyatı, Alevi - Bektaşi Halk Edebiyatı), Milliyet Yayınları Türk Klasikleri Dizisi: 7, Birinci Cilt, Baha Matbaası, Ocak - 1972 , s.92-93-94. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 1.087 defa görüntülenmiştir.
Kaynağı aç