Türkü

Dirgen Ali'nin Ağıdı

Kayseri

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Dirgen Ali (Binboğa) söyler

Binboğa dağına çadır kurardım

Düşmanları diyar diyar sürerdim

Bu kara kaderi ben mi arardım

Alnıma yazılmış bu kara yazı

Bir para koymayın alın malımı

Mahkemede kısık ettin dilimi

Düşman korkmaz görmeyince ölümü

Keder böyleyimiş kime ne deyim

Haççam senden karşılığın isterim

Yazdığımı cemaata gösterin

Kilise'de dokuz aslan beslerim

Alnıma yazılmış bu kara yazı

***

Hatice Hatun'un buna cevabı

Kader böyleyimiş bulmam mahana

Karga hücum etti uçan şahana

Bir parmağın vermezidim cihana

Ağamı konakta göreydim bir gün

Ağam ile çok safalar sürdüğüm

Üç öğüne ağır yemek verdiğim

Nazlı Kır'a gümüş takım vurduğum

Muhammet'i üstünde göreydim bir gün

Kır'ın kişnemesi beni yakıyor

Taze gelinlerim yola bakıyor

Fakı'm Tikenli'ye düşman çıkıyor

Martini dalında göreydim bir gün

Kitli kaldı Hayriye'nin kapısı

Düşmanlar istiyor tarla tapısı

Baş baş oldu şu köylünün hepisi

Hasmıyın üstünde göreydim bir gün

Kişnedi de Kır At durdu yoruldu

Tikenli'ye bugün mahşer kuruldu

Muhammet'im bugün baban vuruldu

Seni de meydanda göreydim bir gün

Çok ağlıyor benim gelin Asiye

Sözüm kar etmiyor artık kimseye

Haber salın gelsin oğlum İsa'ya

Onu da döğüşte göreydim bir gün

Kab' ağacın gürlemesi dalınan

Günlerim geçiyor ahu zarınan

Emmiyinen dayıyınan elinen

Cuma'nın düğünün kuraydım bir gün

İsmail'i senden aşağı görmem

Abbas Yemliha'yı gözümden ırmam

Bin öğüt verseniz birini almam

Dokuzun da burda göreydim bir gün

Fakı'm Muhammet'im yaktı özümü

Hapis ettik yiğitlerin bazını

Sağlığınan göreyidim yüzünü

Çık da kurbanlarım kesilir bir gün

Hayırsız Kır At da taşa bağlanır

Ağır menciliste adın söylenir

Fakı'm Tikenli'de düşman eğlenir

Düşmanın üstünde göreydim bir gün

***

Hatice Hatun'un, kocası Dirgen

Ali'ye ölümünde söylemesi

Bir dostum yoğumuş tutam elinden

Yerli kaya oynanmış yerinden

Büyük Tikenli'den dağlar salından

Keklik avladığın günler nic' oldu

Kopardılar Elbistan'ın gülünü

Uzattılar kötülerin dilini

Yamacında söyletmezdin birini

Hüküm yürüttüğün günler nic' oldu

Tesirin varıdı uçan kuşlara

Nüfuzun geçerdi dağa taşlara

Hele bak gözümden akan yaşlara

Gülüp eğlendiğin günler nic'oldu

Şerinden korkardı Elbistan düzü

Çakalın eline düşürdüm bizi

Döğüşe girdi mi Battalı Gazi

Önüne kattığın günler nic'oldu

Vurma ile bitmez düşmanın ardı

Üstüne gelemez bir bölük ordu

Çekinmen düşmandan kurtarrım derdin

Hani söylediğin günler nic'oldu

Kayıbettim yiğitlerin merdini

Yavrularım boş koymadı yurdunu

Fakı'm başucunda vurdu dördünü

Hayfın' aldırdığın günler nic'oldu

Bunu böyle söyler kaderi kara

Kaybettim beyimi uzadı ara

Gayri hiç gelmiyor dostlarım bura

Hizmet ettirdiğin beyler nic'oldu

***

Hatice Hatun'un Dirgen Ali'ye

başka bir söylemesi

Derdi yeğin ağrır başı

Durmuyor gözümün yaşı

Gidip doktor getirmiyor

Nerede Hafız kardeşi

Fakı'sı ata binemez

Muhammet doktor bulamaz

Şu düzün ağası beyi

Kimse senin gib' olamaz

Bir ocakta kuzu bişer

Bir ocakta kayfe taşar

Çocuklara kıran girsin

İnsan eşiyinen yaşar

Alt' oğlu var beş de kızı

Kül yetim bırakma bizi

Kapı döşlüm kurt bileklim

Yıkılsın Elbistan düzü

Aslan düşmüş ağır yatar

Gitme beyim evin batar

Çocuklara kıran girsin

Sahipsiz fidan mı biter

***

Bir gün Hatice Hatun hastalanır

ve kendi kendine söyler

Çeke çeke bu dert beni alıcı

Etim gidip kemiklerim kalıcı

Doktora gidersem can mı verici

Kader böyleyimiş derim ağlarım

Gene yeşillendi ova yazılar

Meleşir de kösten çıkar kuzular

Oğlum kızım ağlaşır da bozulur

Kurarlar konağa figanı bir gün

Ali gelir Haççam diye ararsa

Kızlarım toplanıp yüzün yolarsa

İsa'm küçük anam diye ağlarsa

Düşmanlar duyar da sevinir bir gün

Kaynaklar

İsa Binboğa

Kaynak notu: Ağıt. Kaynak kişiler: İsa Binboğa (1940), Lorşun (Altınelma), Afşin; Hasan Gürbüz (1930), Sarız. Kısık etmek, kısmak, söyletmemek; Haçça, Hatice; Mahana, bahane; Şahan, şahin; Ağır yemek, çok çeşitli, kaliteli ve bol yemek; Martin, tek kurşun atan tüfek; Kitli, kilitli; Tapı, tapu; Kab' ağaç, kaba ağaç; Emmiyinen, dayıyınan, amca ile, dayı ile; Irmak, uzak tutmak, uzak görmek; Baz, doğan kuşunun erkeği; Mencilis, meclis; Tutam, tutayım; Yamaç, karşı; Şer, kötülük; Bura, buraya; Yeğin, çok fazla; Gib', gibi; Bişer, pişer; Alt', altı; Döşlü, geniş, enli, göğüslü; Alıcı, alacak; Verici, verecek; Kös, yeni doğan kuzuların konduğu yer, ağıl; Bozulamak, yanık sesler çıkararak ağlamak anlamlarına gelmektedir. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.227-228-229-230-231-232 [İlk ağıt için açıklama: "1933 yılında Dirgen Ali, Gaziantep'te aslında kilise olduğu halde cezaevi olarak kullanılan yerde hapis yatmaktadır. Oğulları ve yakınlarıyla birlikte Dirgenler'den dokuz kişi burada yatmaktadır. Dirgen Ali'nin kendisi de, hanımı Avşar kızı Hatice Hatun da şairdir. Cezaevinden, Dirgen Ali bu ağıdı yakıp hanımına gönderir."]. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 3.100 defa görüntülenmiştir. «Dirgen Ali'nin Ağıdı» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir