Türkü

Efendi Mortaş'ın Ağıdı 1

Kayseri

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Hoş geldiniz dayıları

Hoş geldiniz safa ile

Zabit donunu giymiş de

Baş(ında) eğdirme efe ile

Kadanı allım dayısı

Eşim ellerin iyisi

Obalar hergin' ederken

Hozan kalıcı Kıyı'sı

İkisin' de bana verin

Biri şapka biri börkü

Çayırlığa at bağlar da

Hemen değiştirir örkü

Bu yıl da biçerim ekin

Elden sakını sakını

Eşim Binboğa'dan gelir

Sümbül sokunu sokunu

Aşığım anam aşığım

Ben aşığı savuşuğum

Aramazdım sürmel' eşim

Böğrümde olsa beşiğim

Ekmeğimi ederim de

Gene işimi tutarım

Ha gelmezsen sürmel'eşim

Sarıkız ile yatarım

Saba el yaylaya çıkar

Söker sehilin bekarı

Ne şöhretli kağnı vurur

Yanar da gelir tekeri

Ben Kesik'e gidiciyim

Eşim bana sallar zavur

Çiftinin önüne çıkmış

Anam kardeşlerim gavur

Kutmu döşek kutmu yorgan

Gelir üstüne uzanır

Deli imiş sürmel' eşim

Mirasçıya mal kazanır

Gitmezdim bibim oraya

Hatırını kıramadım

Böğrüme beşik alıp da

Bir murazcık alamadım

Kadan' allım Nesli Dezze

Dünyadan bir tat almadım

Boynuna çente takıp da

Okula bebek salmadım

Kadan' allım gelin bibi

Eşi ölen olur aşık

Töbe aklımdan çıkmıyor

Olmaz olasıca beşik

Camızın' suya koyursa

Boynuzu yan devirir

Anan karı baban koca

Koc' evini kim çevirir

Kötü şorun' duymadım da

Beni öldürüyor derdi

Çek koyunu sürmel' eşim

Kesik derler dede yurdun

Hezerine hüzerine

Kuşlar konmuş mezerine

Sabahınan al atını

Çekin Yalak pazarına

Kaynaklar

Ayşe Işık

Kaynak notu: Ağıt. Söyleyen: Karısı Döne. Kaynak kişiler: Ayşe Işık (1932), Yeşilkent (Yalak), Sarız; Dudu Yılmaz (1926), Bozgüney (Kan), Tufanbeyli; Elif Korkmaz (1328), Karayurt, Sarız. Zabit, subay; Don, giysi, elbise; Eğdirme efe, şapkanın başa eğri bir şekilde giyilmesi, fiyaka için yapılırdı; Oba, el; Hergetmek, herk etmek, tarlayı bir yıl boş bırakıp ekime hazırlama işi, nadas; Hozan, tarlanın ekiimeyip boş bırakılması; Kıyı, Binboğa dağlarının eteklerinde bir yer adı; Börk, elde örülüp başa giyilen filikten yapılmış bir çeşit kalpak; Örk, atın bağlandığı kazık. Bunun demirden olanına sikke denir; Elden sakınmak, başkalarından çekinmek; Sarı kız, görümcesi; Saba, sabahleyin, burada vakti gelince; Sehilin bekarı, birkaç aylığına Çukurova'ya çalışmaya gidenlere (evli de olsalar) bekar denirdi; Kağnı vurmak, ekin saplarını düzenleyip kağnıya vurmak, gelirken onun yolda düşmemesini sağlamak büyük ustalık isterdi. Aksi halde ele güne rezil olmak da vardır; Kesik, Yeşilkent kasabasında Kilise Yeri dedikleri yerdedir; Zavur sallamak, azarlamak, yüksek sesle hitabetmek; Kutmu, kutnu, ipekle karışık bir çeşit dokuma. O zamanlar kutnu her evde bulunmazdı; Bibi, hala; Muraz, murat, dilek; Çente, çanta; Töbe, tövbe; Boynuzun yan devirmesi, ilkbahar gelince camuzlar dere kenarındaki yarlarla oynar, bu, canlılık, kuvvetlilik işaretidir. Ayrıca her ailenin camuz koşamayacağı de bilinmelidir; Karı, yaşlı, ihtiyar. Yaşlı kadınlara karı, erkeklere koca denir; Koc' ev, koca ev, büyük ev; Şor, söz, laf; Hezerine hüzerine, uyak için söylenmiş bir söz; Mezer, mezar; Yalak, şimdiki Yeşilkent kasabasıdır. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.124-125-126. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 1.466 defa görüntülenmiştir. «Efendi Mortaş'ın Ağıdı 1» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir