Tek sayfa (2 sütun)

Fadime'nin Ağıdı

Göksun

İki yuva bozmuş üçüncüsün kurmuş

Kadir Mevlam küçükken kanadın kırmış

Felek vurduğuna ne kadar vurmuş

Kimler ortak oldu senin derdine

Kadir Mevlam vurmuş sana deyneğin

Yüzünde kalmamış sütün kaymağın

Elinin emeğiyle yapmış konağın

Gelmiş de oturmuş baba yurduna

Kızı evden çıkınca evlilik bozuldu

Bu kara yazılar sana yazıldı

Sahipsiz kalınca lafa dizildi

Önce lafa yazılırdı senin adın

Önce tekten çıkıp müzeye kondun

Kader böyle diye tahtan mı endin

Kahpe imiş dünya tersine döndün

Önce dedirmişin sen de Fadime

Kader ile sen de oyun oynadın

Bu dünyanın tadına doymadın

Kulum diye bir de bunu sormadın

Kadir Mevlam yeter binme sırtıma

İçmişler hep seni bir altın tasta

Adını duyanlar olmuştu hasta

O tatlı dilinden almışlar kısta

Hiç kimse doymamış senin tadına

Çocuktan kesildin doldu mu yaşın

Zehir oldu bildim ekmeğin aşın

İssiz koyma yurdunu yuvanı düşün

El laf eder oldu senin ardından

Avratlar içinde sendin paşa

Yenge dediğin benzermiş bir keskin taşa

Çekilecek dert değil ya gelmiştir başa

Açıkmış penceren girdi fırtına

Yeter felek bizi yangından soğut

Başımızı çaldık bin türlü ağıt

Ana gibi sen verdin öğüt

Muhtacız teyzem biz senin öğüdüne

Çocuksuz yüzünden bir yenge almış

Mahsun çocuk gibi köşede kalmış

Tırnağını değmeyenler hep sana gülmüş

O da geldi tokandı benim etime

Hep çalışıp yakın etmiş yırağın

Evine vermiş türlü kurağın

Şimdi bilmem nerde senin durağın

Gocan merhametli vermez yadına

Aşık Ümüs sana çok canı yanmış

Bölük koyun ile yaylaya konmuş

Issız bir odada yalnız kalmış

Karalar giyinip bürün örtünü

Kaynaklar: Mehmet Güzel