Tek sayfa (2 sütun)

Gide Gide Bir Sineğe Düş Oldum

Gide gide bir sineğe düş oldum

Yakın bildim bu sineğin işini

Tuttum kılıç ile kellesin kestim

Yedi dağ üstüne serdim leşini

Vızıldadı sinek uçtu havaya

Yağın sürdük üç yüz altmış deveye

Etin koyduk bin yüz yetmiş tavaya

Peşkeş ettik Kayseri'ye döşünü

Sineği meydana tutup attılar

Bin yüz kese akça yağın sattılar

Kemiklerinden bir köprü çattılar

Hesap ettik iki bindir yaşını

Karışladım yedi karış dizi var

Yüz otuz harmandan büyük gözü var

Seksen kantar iç yağının hası var

Yazın görmüş zemherinin kışını

Derisini çadır edip oturduk

Etin kestik dört köşeye yetirdik

Gürcistan'a Mirahur'a götürdük

Açtık biz ağzını saydık dişini

Ol sineği gören kaçtı geriye

Karşı koydu yüz bin atlı çeriye

Kanatların yelken ettik gemiye

Fil burnundan uzun gördüm kaşını

Ben bilirim karanlıkta geleni

Gelüp benim tatlı canım alanı

Dertli Kerem söyledi bu yalanı

Ya kim gördü şu sineğin eşini

***

Türk Halk Şiiri Antolojisi - Ali Püsküllüoğlu

Bilgi Yayınları: 224, Antoloji Dizisi: 2

Bilgi Yayınevi, Birinci Basım, Haziran - 1975

s.206'da eser şu şekilde aktarılmaktadır

Gide gide bir sineğe düş oldum

Yeğin bildim şu sineğin işini

Tuttum kılınç ile kestim kellesin

Yedi dağ üstüne serdim leşini

Sinek vızıladı uçtu havaya

Yağın süzdüm üç yüz altmış tavaya

Yük eyledim doksan dokuz deveye

Peşkeş ettik Kayseri'ye döşünü

Sineği tutup meydana attılar

Beş yüz kese akça yağın sattılar

Kemiklerinden bir köprü çattılar

Hesap ettik iki bindir yaşını

Ben bilirim karanlıkta geleni

Gelip benim tatlı canım alanı

Dertli Kerem söyler böyle yalanı

Ya kim gördü o sineğin eşini

Kaynaklar: Aşık Kerem