Sözler
Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.
Güvendik'in deresinde
Gül biter arasında
Hanifem Zabit yitirmiş
Çakıllar arasında
Penceresi kargılı
On parmağı sargılı
Ellemeyin Hanife'ye
Mustafa'ya vergili
Ak kesenin yoğurdu
Hanife oğlan doğurdu
Oğlan yere düşmeden
Babam Hüseyin diye bağırdı
Şu Sandıklı'nın bükleri
Ötüşür keklikleri
Hiç aklımdan çıkmıyor
Hüseyin'imin dedikleri
Evlerinin önü tarla
Gelin çiçeksiz meyva
Benden sana vasiyet
Mustafa'ya varma
Gümüş yüzük yaptırdım
Hanife'ye takmaya
Ola idi bir oğlum
Ocağımı yakmaya
Uçan karınca olaydım
Yol üstüne konaydım
Gelen geçen yolcuya
Zabitimi soraydım
Kara taşın bayırı
Harmancılar kayırı
Hanife'nin abisi
Canı candan ayırı
Hanife orak biçiyor
Suyu nerden içiyor
Ağustosun sıcağı
Mor yazmadan geçiyor
Atı gelir harlayarak
Buram buram terleyerek
Gelin nazlı sağım sağar
Ak yeleği parlayarak
Dam başında sergisi var
Kara saçın örgüsü var
Zabitimden geri kaldı
Gelin kızın görgüsü var
Deve gelir katar katar
Urganı boynuna atar
Bir korkum var diyemiyom
Yunan cani ocak batar
Deve gelir yede yede
Birbirini güde güde
Yunan köyümüzü bastı
Issız kalır büyük oba
Gökte yıldız var değil mi
Evler sana dar değil mi
Bir kuş çalıya sığındı
Koçgazi'ye ar değil mi
Yayla mızın yolu taşlı
Gelin ağlar gözü yaşlı
Yiğitleri hep askerde
Her biri koç başlı
Yağmur yağar yer yaş olur
Güneş vurur bir hoş olur
(Artık) anaları uyku tutmaz
(Yiğitlerin) derdinden sarhoş olur
Davarı yatakta yatırır
Koynunda kuzu getirir
Bu acıyı kim duysa
Derdinden aklın yitirir
Akdağın karşısıyım
Üzüntülerin çarşısıyım
Radyodan ilan olsun
Ben yiğit anasıyım
Dağda keklik ötüyor
Hocalar ezan okuyor
Bugün ayrılık günüdür
Kalbime hançer batıyor
Eyvah bana eyvah bana
Ağlıyorum yana yana
Dertlerim yangın olur
Çok görmeyin bunu bana
Yürü bre sarı çiçek
Mor menevşe yolunur mu
Pek donuklaşmış kömür gözleri
Buna çare bulunur mu?
Derelerde olur kayık
Yücelerde gezer geyik
Yol bekliyor gözü büyük
Al giyer de salınır mı
Zülüflerin burma burma
Salınıp da karşı durma
Ala göze siyah sürme
Çeken eller yorulur mu
Derelerde biter nergiz
Of çekerim gece gündüz
Seher vakti doğan yıldız
Sakın ağyar görünür mü
Kayalarda olur kaklık
Güzel seven görmez yokluk
Bük dibinde öten keklik
Ölüm inkar olunur mu
Hacı Osman ağlar gülmez
Kimseler halinden bilmez
Der giden yavru geri gelmez
Gitti bir kez bulunur mu
Emeklerim emeklerim
Yürüyemez de emeklerim
Kapıları açık gor da
Hüseyin'im yol beklerim
Gezdiğin dağlar gördüm
Sana halı kilim ördüm
Hiçbir yerde seni bulamayıp
Ağlayı ağlayı geri döndüm
Kaynaklar
Ali Osman Karakuş
Kaynak notu: Ağıt. Hanife'nin Türküsü. Afyon, Sandıklı'ya aittir. Gülşen Emre kaynak kişi bilgisiyle aktarılan bu türkü, Tahir Yıldırım tarafından derlenmiştir. Uzun süren harp yıllarının çile ve sıkıntısını dile getiren bu türkümüz tarih öğretmeni Tahir Yıldırım ninesinden defalarca dinlediğini söylemektedir. Ablasından derlemiş olduğu bu türküde adı geçenler Tahir hocanın akrabalarıdır. Türkü ağıt formundadır. Güvendik, Sandıklı ilçesi Koçgazi köyünde bir mevki ismi; Kargı, gövdesi 5-6 metre yüksekliğe erişebilen çok yıllık bir bitki, kamış, saz; Bük, çalı, böğürtlen gibi bodur ağaçlardan oluşan alan; Zabit, rütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan asker; Harlamak, yorgunluktan ses çıkararak sık sık nefes almak, atın hırıltılı ses çıkarması veya atın şahlanıp koşması; Sağım, inek ve koyunların sütünü alma, sağma işi; Sergi, kuruması için serilmiş tahıl, meyve, kilim, yaygı; Koç başlı olmak, yiğit, cengaver, başını Allah yoluna adamış kimseyi ifade eden ya da aynı köyde bulunan Koçgazi Dede ile ilgili anlatılan menkıbelerden esinlenerek söylenmiş olabilecek bir ifade; Zülfü burmalı, zülüfleri kıvrımlı olan; Nergiz, sularda yetişen bir bitki ve bunun çiçeği; Kaklık, kaya ve ağaç oyuklarında su birikintisidir. Güle Çıktım Gülmedim - Öyküleriyle Türkülerimiz, Ali Osman Karakuş, Sandıklı Belediyesi Kültür Hizmeti, Semif Ofset Matbaacılık, Ankara - 2014, s.368 ila 373. Sözleri Ali Osman Karakuş tarafından gönderilen bu türkü 48 defa görüntülenmiştir.
Kaynağı aç