Tek sayfa (2 sütun)

Hamdü Lillah Halas Olduk Şitadan

Konya

Hamdü lillah halas olduk şitadan

Hakka hamd ü şükür Yezdanımız var

Berd ü şiddet def'olunca havadan

Mürde tecdid olur fermanımız var

Doksan tamam olup geçince dehruz

Dağ üstü bağ olur mah ü şeb ü ruz

Otlar baş gösterir çıkınca nevruz

Ahbaba bir tuhfe destanımız var

Olur mürde iken yeniden ihya

Başlar şükufesi olmağa peyda

Budur kudretullah destan-ı meyva

Daim yoktan verir Yezdanımız var

Mevsim-i baharda açılır kiraz

Mürğ-u dil havaya eyledi pervaz

Gümüşten diraht-i zerdali diraz

Aşiyan yapmağa meydanımız var

İncir kadeh deyu rakip sunma boş

Çekip alma sakın olursun sarhoş

Eyle kulağına armudu menguş

Hezar dost yüz yerde düşmanımız var

Eşgim tane tane düşüptür nara

Oldu buharımdan üzüm kapkara

Çeşm-i bademkeşi dedim nigara

Süzme ayine-i devranımız var

Hurma leblerinden akıttın balı

Hasta dile gerek sulu şeftali

Yeni meyva vermiş turunç misali

Gerdan arasında seyranımız var

Muradın göbekten almaksa ayva

Tut pendimi dön gel burda kıl eyva

Pelid oğlu pelid der rakip hala

Biz de nişan koyduk nişanımız var

Bir iki çark gibi dönmezle pirinç

Yar sunar elinden al badeyi iç

Gümdiyse ocağa kestane ergeç

Dağıtır ateş-i suzanımız var

Aşkın ile harnup gibi kurudum

Ceviz gibi içerimden çürüdüm

Vişne rengi şalvar ile yürüdüm

Görmiyeli dilde hicranımız var

Benim bağımda var fındıkla fıstık

Oku yayı erik dalına astık

Pir-i fani olduk dünyaya küstük

Okunsun defter ü divanımız var

Hacı Şem'i böyle bir destan demiş

Galiba ağyardan kızılcık yemiş

Cübbesi limoni zeytuni biniş

Böyle tezyin olmuş cananımız var

***

Âşık Şem’î: Hayatı ve Şiirleri, hazırlayan

Feyzi Halıcı, Kültür ve Turizm Bakanlığı

Yayınları 1000 Temel Eser Dizisi: 95,

Ankara, 1992 adlı kitapta eser şu şekildedir:

Hamdülillah halas olduk şitadan

Hakka hamd ü şükür Yezdanımız var

Berd-i şiddet def'olunca havadan

Mürde tecdid olur fermanımız var

Doksan tamam olup geçince dehruz

Dağ üstü bağ olur mah-ı şeb rah-ruz

Otlar baş gösterir çıkınca nevruz

Ahbaba bir tuhfe destanımız var

Olur mürde iken yeniden ihya

Başlar şükufesi olmaya peyda

Budur Kudret-ullah destan-ı meyva

Daim yoktan verir Yezdanımız var

Mevsim-i baharda açılsın kiraz

Murg-ı dil havaya eyledi pervaz

Gümüşten dirahtı zerdal-i diraz

Aşiyan yapmaya meydanımız var

İncir kadeh deyu rakip sunma boş

Çekip alma sakın olursun sarhoş

Eyle kulağına armudu menkuş

Hezar dost yüz yirde düşmanımız var

Eşkim dane dane düşübdür nara

Oldu baharımdan üzüm kap-kara

Çeşm-i bademkeşi didem nigara

Süzme ayine-i devranımız var

Hurmalılarından akıtsun balı

Hasta dile gerek sulu şeftali

Yeni meyve vermiş turunç misali

Gerdan arasında seyranımız var

Muradın göbekten almağa ayva

Tut pendimi döngel burda kal ayva

Pelid oğlu peliddir rakip hala

Biz de nişan koyduk nişanımız var

Bir iki çerh gibi dönmeze pirinç

Ya içir elinden ya al bade iç

Gömdüyse ocağı kestane er-geç

Dağıtır ateşi suzanımız var

Aşkınla harnup gibi kurudum

Ceviz gibi içerimden çürüdüm

Fişne rengi şalvarlar ile gördüm

Görmeyeli dilde hicranımız var

Benim bağımda var fındıkla fıstık

Oku yayı erik dalına astık

Pir-i fani olduk dünyaya küstük

Okunsun defter-i divanımız var

Hacı Şem'i böyle bir gazel dimiş

Galiba ağyardan kızılcık yimiş

Cübbesi limoni zeytuni biniş

Böyle tezyin olmuş cananımız var

Kaynaklar: Konyalı Aşık Şemi