Normal yazdır

Horoz (Devrederek Geldim)

İstanbul

Devrederek geldim size

Dürlü cevher aldım size

Horoz ile tavukların

Evsafını buldum size

Tavukların vasfın sorun

Ben söyleyim kulak vurun

Ağalarım a sultanım

Başıma ne geldi görün

On bir tavuk aldım idi

Üç tanesin sansar yedi

Bir yaban tavuğum benim

Kedi ile güreşirdi

Ağaçlarda olur budak

Eyüb’e yollarken adak

Tavuk ne söyler komşular

Çağrışırlar gıdak gıdak

Bir tavucuğum küstürdüm

Çağırgan idi susturdum

Bir mısır tavuğum dahi

Kuluçka oldu bastırdım

Sekiz tane piliç çıktı

Her birine göynüm aktı

Bir ihtiyar validem var

Her birine bir ad taktı

Birinin gözleri ak idi

Biri dopdolu yağ idi

Birinin adı Karyağdı

Biri baba çolak idi

Günde bir çaylak geldi

Sekizini birden aldı

Tavukları sansar yedi

Bir tane horozum kaldı

Bir gün boğazladım anı

Ağalar görün seyranı

Pak edip vurdum ocağa

Kızartmak istedim anı

Açuben tuzunu tattım

Pişti mi deyu oynattım

Pişmeye asla göynü yok

Üç gün üç gece kaynattım

Körük çekmekten usandım

Ateş karşısında yandım

Tencere bir yol gümledi

Yer ile gök yıkıldı sandım

Gördüm horoz cevlan eder

Tencerede devran eder

Durmayıp kanadın çırpar

Çıkmak için efgan eder

Tencere kapağın açtı

Bir kere kanadın çarptı

Zaptedemedim horozu

Tencereden çıkıp kaçtı

Ardına düştüm avare

Tırmandı yüksek duvare

Gördünüzse ağalar

Tutmağa ediniz çare

Nice olur tutulmaz ise

Horozçuğum gelmez ise

Bekçiniz divane olur

Bahşişimiz gelmez ise

***

Vasfi Mahir Kocatürk, Saz Şiiri Antolojisi

adlı kitabında eseri şu şekilde aktarmaktadır

Ayyıldız Matbaası, Ankara - 1963, s.535-536

On bir tavuk aldım idi

Üç tanesin sansar yedi

Bir siyah tavuğum benim

Kedi ile güleşirdi

Ağaçlarda olur budak

Eyyub'a yollarken adak

Tavuk ne söyler komşular

Çağrışırlar gıdak gıdak

Bir tavucağım küstürdüm

Çağırgan idi susturdum

Bir mısır tavuğum dahi

Kuluçka oldu bastırdım

Sekiz tane piliç çıktı

Herbirine gönlüm aktı

Bir ihtiyar validem var

Herbirine bir ad taktı

Birinin gözü ağ idi

Biri dopdolu yağ idi

Birinin adı Karyağdı

Biri Baba Çolağ idi

Bir gün de bir çaylak geldi

Sekizini birden aldı

Tavukları sansar yedi

Bir tane horozum kaldı

Bir gün boğazladım anı

Ağalar görün seyranı

Pak edip urdum ocağa

Kızartmak istedim anı

Açıben tuzunu tattım

Pişti mi deyu oynattım

Pişmeye asla gönlü yok

Üç gün üç gece kaynattım

Körük çekmekten usandım

Ateş karşısında yandım

Tencere bir yol gümledi

Yerle gök yıkıldı sandım

Gördüm horoz cevlan eder

Tencerede devran eder

Durmayıp kanadın çarpar

Çıkmak için efgan eder

Tencere kapağın açtı

Bir kere kanadın çarptı

Zaptedemedim horozu

Tencereden çıkıp kaçtı

Ardına düştüm avare

Tırmandı yüksek dıvara

Gördünüz ise ağalar

Tutmağa ediniz çare

Kaynaklar: Muhtar Yahya Dağlı — Muhtar Yahya Dağlı – Basan ve yayan: Türk Neşriyat Yurdu – İstanbul – 1945