Sözler
Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.
Değirmentaşı'nın özü
Koca'm da veriyor duzu
Diyarbakır Silvan kolu
Ben ne deyim elin kızı
Koca'm şurdan çıkıncağız
Kafası değer eşiğe
Oba yanmaz ben yanayım
Üstüne durdum beşiğe
Şuraya yerini yazdım
Ayağı değer şuraya
Hele dışarıya çıkın
Koca'm dikilir turaya
Kara kekil kıvır kıvır
Asbap giyer tevir tevir
Eğer bize kırgın isen
Eşe dezzengile buyur
Havanda tütün doğratır
Odada köçek oynatır
Suyunu ocağa koymuş
Şöhretli kahve kaynatır
Vallahi sıtkınan diyom
Yapma ile ot' kaldırır
Böyleyidi zorbaz oğlum
Yumruğu adam öldürür
Dağlar yatar karıyınan
Uşak gelir boruyunan
Oğlumu özne durdurdum
Bileğimin zoruyunan
Koç kattırır eliyinen
İş tutturur diliyinen
Konuşurdu Sar'aslanım
Hükümette valiyinen
İrbehem'im var mıyıdı
Altın kuru yer miyidi
Kuzum heyle verdin canı
Yastığın da kar mıyıdı
İrbehem savurur harman
Dizimde kalmadı derman
Diyarbakır Silvan kolu
Kalman kuzularım kalman
Eğlen kadanı alıyım
Atını çekek pınara
Böyle değil mi komşular
Bel bir tutam boy minare
Hastaneden kalkmış da
Kuzucuğum oturuyor
Martini eline almış
Matırasın getiriyor
Hasteneden kalkmış da
Alat alat değner gözü
Hademeler diyorkine
Yumulmaz çavuşun gözü
Hayal karlı dağlar hayal
Otu biter heğil heğil
Ben Fatma'yı bilmez miyim
Tana karşı yannık yayar
Gelin eşini istiyor
Den de Koca'm eğlenmesin
Şöyle yiğidin bacısı
Sarı yağlık bağlamasın
Dibek yaslı dil dökmüyor
Koca'm aklımdan çıkmıyor
Ayan olsun oğlancığım
Ağan yaylaya çıkmıyor
Kız seni gelin getirdim
Deve oynadı oynadı
Ocağa kazan kurdurdum
Hoşaf kaynadı kaynadı
Ağlar ağlar ben dururum
Ben feleğe darılırım
Haçça gelin giderkene
Eteğinden sarılırım
Musa'm da gidiyor sap'a
Su getirdim kopa kopa
Yavrumu böyle büyüttüm
Kulağında altın küpe
Sultan seni kör ederim
Fatma'sına vurma şaplak
Zorbazımı alıncağız
Gönendi mi kara toprak
Gökyüzünde uçan turna
Durma gül yeğenim durma
Deli misin bire yeğen
İlk avını ele verme
Aşağıdan gelen kazlar
Kazlar da birbirin gözler
Hiç biriniz ölmediniz
Kıran dıkılaçça kızlar
Kaynaklar
Döne Özdemir
Kaynak notu: Ağıt. Söyleyen: Anası Koca Sultan (Son üç kıt'ayı İmir'in kızı Elif Ağa söyler). Kaynak kişiler: Döne Özdemir (1929), Büyük Kabaktepe, Pınarbaşı; (Kara) Hatice Maraşlı (1932), Oğlakkaya, Sarız; (Topal) Halil Ateş (1929), Oğlakkaya, Sarız. Değirmentaşı, Oğlakaya köyü yaylasına komşu olan bir köy; Duz vermek, koyunlara tuz vermek. Sürülerle koyunu olanların haftada bir kez bunları tuza çektikleri, bu sıralarda sürü sahiplerinin bundan gururlandıkları bilinmelidir. Çünkü bu, bir zenginlik göstergesiydi. Elin kızı, gelin. Gelinin yalnız kalması belirtiliyor. Oba, el, başkaları; Üstüne durdum beşiğe, geceleri çocuk ağlayınca, ananın bebeğini emzirmesi anımsatılıyor. Çünkü bu özveri isteyen yorucu bir iş; Tura, eğlencelerde, özellikle de düğünlerde sağlam ve kalın iplerle, birbirlerine vurularak davul-zurna eşliğinde oynanan bir erkek oyunu; Dezze, teyze; Şöhretli kahve kaynatmak, kahve pişirmek herkesin yapabileceği bir iş değil, belirli bir ustalık ister; Zorbaz, zoru yenen, güçlü; Özne, güvey; Özne durdurmak, güveyi gerdeğe koydurmak; İrbehem, İbrahim; Alat alat değnemek, şaşkın şaşkın bakmak, alacalı, korkulu bakmak; Gözü yumulmamak, burada gözü açık gitmek, dünyada daha yapılacak işleri bulunmak. Özellikle muradına ermemişler için bu deyim kullanılır; Heğil heğil, yel vurdukça otun efilemesi, eğilip doğrulması; Yannık, tereyağı veya ayran çıkarmak için yoğurdu, içinde dövdükleri veya çalkaldıkları kap. Bu kapların dana ya da keçi derisinden yapılanına yannık, ağaçtan yapılanına yayık denir; Den de, deyin, söyleyin de; Sarı yağlık, sarı çevre, sarı başörtüsü. Sarı renk, o zamanın tutulan ve moda olan renklerindendi. Kara günlerde, tıpkı beyaz gibi sarı renk de kullanılmazdı; Taslı dibek dil dökmüyor, kahve, ceviz ya da ardıç ağacından yapılmış adına "dibek" denilen bir çanakta-havanda dövülerek un haline getirilirdi. Dibekte kahve dövmek bir sanattı. Bu iş özel bir ezgi ve ritmle yapılırdı. Buna "dibeğe dil döktürmek, konuşturmak" derlerdi. O yüzden üzüntülü yaslı günlerde dibek dövülmez, bu büyük saygısızlık sayılırdı; Deve oynatmak, bir köy seyirlik oyunu, özellikle düğünlerde gelin getirilirken oynanırdı; Hoşaf kaynatmak, yörede değişmeyen düğün yemekleri şunlardı: Bulgur pilavı, hoşaf, çok etli-patatesli yemek; Gelinin çıkması, başka bir kocaya gitmesi; Haçça, Hatice; Sap'a gitmek, ekin saplarını getirmek için gitmek; Altın küpe, eskiden erkeklerin kulaklarına küpe taktıkları anımsanmalıdır; İlk av, ilk nişanlısı, ilk hanımı; Dıkılaçça, dıkılasıca, kıran girmek anlamlarına gelmektedir. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.86-87-88-89-90. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 985 defa görüntülenmiştir. «Koca Kaha'nın Ağıdı» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.
Kaynağı aç