Türkü

Koca Kaha'nın Ağıdı

Kayseri

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Değirmentaşı'nın özü

Koca'm da veriyor duzu

Diyarbakır Silvan kolu

Ben ne deyim elin kızı

Koca'm şurdan çıkıncağız

Kafası değer eşiğe

Oba yanmaz ben yanayım

Üstüne durdum beşiğe

Şuraya yerini yazdım

Ayağı değer şuraya

Hele dışarıya çıkın

Koca'm dikilir turaya

Kara kekil kıvır kıvır

Asbap giyer tevir tevir

Eğer bize kırgın isen

Eşe dezzengile buyur

Havanda tütün doğratır

Odada köçek oynatır

Suyunu ocağa koymuş

Şöhretli kahve kaynatır

Vallahi sıtkınan diyom

Yapma ile ot' kaldırır

Böyleyidi zorbaz oğlum

Yumruğu adam öldürür

Dağlar yatar karıyınan

Uşak gelir boruyunan

Oğlumu özne durdurdum

Bileğimin zoruyunan

Koç kattırır eliyinen

İş tutturur diliyinen

Konuşurdu Sar'aslanım

Hükümette valiyinen

İrbehem'im var mıyıdı

Altın kuru yer miyidi

Kuzum heyle verdin canı

Yastığın da kar mıyıdı

İrbehem savurur harman

Dizimde kalmadı derman

Diyarbakır Silvan kolu

Kalman kuzularım kalman

Eğlen kadanı alıyım

Atını çekek pınara

Böyle değil mi komşular

Bel bir tutam boy minare

Hastaneden kalkmış da

Kuzucuğum oturuyor

Martini eline almış

Matırasın getiriyor

Hasteneden kalkmış da

Alat alat değner gözü

Hademeler diyorkine

Yumulmaz çavuşun gözü

Hayal karlı dağlar hayal

Otu biter heğil heğil

Ben Fatma'yı bilmez miyim

Tana karşı yannık yayar

Gelin eşini istiyor

Den de Koca'm eğlenmesin

Şöyle yiğidin bacısı

Sarı yağlık bağlamasın

Dibek yaslı dil dökmüyor

Koca'm aklımdan çıkmıyor

Ayan olsun oğlancığım

Ağan yaylaya çıkmıyor

Kız seni gelin getirdim

Deve oynadı oynadı

Ocağa kazan kurdurdum

Hoşaf kaynadı kaynadı

Ağlar ağlar ben dururum

Ben feleğe darılırım

Haçça gelin giderkene

Eteğinden sarılırım

Musa'm da gidiyor sap'a

Su getirdim kopa kopa

Yavrumu böyle büyüttüm

Kulağında altın küpe

Sultan seni kör ederim

Fatma'sına vurma şaplak

Zorbazımı alıncağız

Gönendi mi kara toprak

Gökyüzünde uçan turna

Durma gül yeğenim durma

Deli misin bire yeğen

İlk avını ele verme

Aşağıdan gelen kazlar

Kazlar da birbirin gözler

Hiç biriniz ölmediniz

Kıran dıkılaçça kızlar

Kaynaklar

Döne Özdemir

Kaynak notu: Ağıt. Söyleyen: Anası Koca Sultan (Son üç kıt'ayı İmir'in kızı Elif Ağa söyler). Kaynak kişiler: Döne Özdemir (1929), Büyük Kabaktepe, Pınarbaşı; (Kara) Hatice Maraşlı (1932), Oğlakkaya, Sarız; (Topal) Halil Ateş (1929), Oğlakkaya, Sarız. Değirmentaşı, Oğlakaya köyü yaylasına komşu olan bir köy; Duz vermek, koyunlara tuz vermek. Sürülerle koyunu olanların haftada bir kez bunları tuza çektikleri, bu sıralarda sürü sahiplerinin bundan gururlandıkları bilinmelidir. Çünkü bu, bir zenginlik göstergesiydi. Elin kızı, gelin. Gelinin yalnız kalması belirtiliyor. Oba, el, başkaları; Üstüne durdum beşiğe, geceleri çocuk ağlayınca, ananın bebeğini emzirmesi anımsatılıyor. Çünkü bu özveri isteyen yorucu bir iş; Tura, eğlencelerde, özellikle de düğünlerde sağlam ve kalın iplerle, birbirlerine vurularak davul-zurna eşliğinde oynanan bir erkek oyunu; Dezze, teyze; Şöhretli kahve kaynatmak, kahve pişirmek herkesin yapabileceği bir iş değil, belirli bir ustalık ister; Zorbaz, zoru yenen, güçlü; Özne, güvey; Özne durdurmak, güveyi gerdeğe koydurmak; İrbehem, İbrahim; Alat alat değnemek, şaşkın şaşkın bakmak, alacalı, korkulu bakmak; Gözü yumulmamak, burada gözü açık gitmek, dünyada daha yapılacak işleri bulunmak. Özellikle muradına ermemişler için bu deyim kullanılır; Heğil heğil, yel vurdukça otun efilemesi, eğilip doğrulması; Yannık, tereyağı veya ayran çıkarmak için yoğurdu, içinde dövdükleri veya çalkaldıkları kap. Bu kapların dana ya da keçi derisinden yapılanına yannık, ağaçtan yapılanına yayık denir; Den de, deyin, söyleyin de; Sarı yağlık, sarı çevre, sarı başörtüsü. Sarı renk, o zamanın tutulan ve moda olan renklerindendi. Kara günlerde, tıpkı beyaz gibi sarı renk de kullanılmazdı; Taslı dibek dil dökmüyor, kahve, ceviz ya da ardıç ağacından yapılmış adına "dibek" denilen bir çanakta-havanda dövülerek un haline getirilirdi. Dibekte kahve dövmek bir sanattı. Bu iş özel bir ezgi ve ritmle yapılırdı. Buna "dibeğe dil döktürmek, konuşturmak" derlerdi. O yüzden üzüntülü yaslı günlerde dibek dövülmez, bu büyük saygısızlık sayılırdı; Deve oynatmak, bir köy seyirlik oyunu, özellikle düğünlerde gelin getirilirken oynanırdı; Hoşaf kaynatmak, yörede değişmeyen düğün yemekleri şunlardı: Bulgur pilavı, hoşaf, çok etli-patatesli yemek; Gelinin çıkması, başka bir kocaya gitmesi; Haçça, Hatice; Sap'a gitmek, ekin saplarını getirmek için gitmek; Altın küpe, eskiden erkeklerin kulaklarına küpe taktıkları anımsanmalıdır; İlk av, ilk nişanlısı, ilk hanımı; Dıkılaçça, dıkılasıca, kıran girmek anlamlarına gelmektedir. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.86-87-88-89-90. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 985 defa görüntülenmiştir. «Koca Kaha'nın Ağıdı» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir