Türkü

Memiş Hoca'nın Ağıdı

Kayseri

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Mengillioğlu tülü çeker

Dengiyinen gelir şeker

Öksüz batsın neylemeli

El vurur boynunu büker

Sen buraya devre geldin

Vezir odada oturur

Ne zengin kadan alayım

Tülüsü altın getirir

Ağlama anam ağlama

Görenler bilir eveli

Mengilloğlu Memiş Hoca

On beş camız tor develi

Havlımızda çatal hayma

Hayması çifte direkli

Kayseri'de düşün görmüş

Ondan korkmuş kurt bilekli

Caminin dibinde yatar

Nenni Kara Vezir nenni

İt m' oluksun bacım Dudu

Elin yüzün ala kanlı

Hepisinden Bahar nazlı

Verin de Bahar ağlasın

Bibisinin oğlu Selim

Sarız'da yozun ağlesin

Kuruçay'ın seli söker

O da boz bulanık akar

Kağnıya sığmamış Vezir

Kollarını teker çalar

Odası yıldız ışıklı

Sofrası gümüş kaşıklı

Melek evden heyle çıksın

Koltuğu alabeşikli

Tahtalı'ya indi yozu

El eline verdi sözü

Yarıyolda koydun Hoca

Onmadık Hatice kızı

Açın deliğin camını

Kuş tünesin pecesine

Kulağı altın küpeli

Aynı gider Hoca'sına

Sen yaylaya çıkma Fatma

Kalsın çadırın salağı

Zırtaboz babamın oğlu

Her işlik gelmez bileğe

Sofrası ballı börekli

Çadırı dokuz direkli

Ben ölüyüm babamoğlu

Dosta düşmana gerekli

Yeşil ördek göldeyiken

Eğricesi teldeyiken

Tez gelesin babamoğlu

Dört gelinin evdeyiken

Dere şu Taf'ın deresi

Hayli çekiyor arası

Beyler buna sebep olmuş

Kır Mehmet'in Gö Kara'sı

Kaynaklar

Fadime Bozkurt

Kaynak notu: Ağıt. Söyleyen: Bacısı Fatma. Kaynak kişiler: Fadime Bozkurt (1923), Çanakpınar, Tomarza; Melek Özdemir (1945), B. Kabaktepe, Pınarbaşı; Ahmet Şükrü Esen (P. N. Boratav - R. Dor) - Anadolu Ağıtları. Tülü, uzun tüylü erkek deve; Dengi ile gelir şeker, yük ile denmek isteniyor. O tarihte şeker İngiltere'den getirilirdi; Neylemeli, ne yapmalı, ne etmeli; Yüzünü yıkmak, başını eğip üzgün durmak; Devre, yanlış, ters; Altın getirmek, altın taşımak; Eveli, evveli, öncesini; Tor deve, genç deve; Havlu, avlu, ev önünde duvarla çevrili üstü açık yer; Hayma, büyük çatal direklerle yere dikilen ve üzerine ot vurulan yapı; Oluk, olmuş; Eli, yüzü alakanlı olmak, ta Şamanizm'den bu yana yakını ölenler ellerini, yüzlerini yolarak üzüntülerini belirtirlerdi; Bibi, hala; Selim, Kara Selim; Yoz, süt vermeyen koyun; Kollarını tekerin çalması, cesedin, kağnı ile getirilirken tekerlerin kesmesi, kağnıya sığmaması; Evden çıkmak, başka kocaya varmak; Alabeşikli, küçük çocuklu; Onmak, gün görmek, murat almak; Delik, pencere; Aynı, kızının ismi; Salak, salınıp gezilen yer, burada çadır yeri; Zırtaboz, babayiğit, iri yarı; İşlik, gömlek, mintan; Ölüyüm, öleyim; Göldeyiken, teldeyiken, eldeyiken, gölde iken, telde iken, elde iken; Eğrice, tüy, telek; Gö, gök, mavi anlamlarına gelmektedir. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.233-234-235. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 1.616 defa görüntülenmiştir. «Memiş Hoca'nın Ağıdı» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir