Türkü

Molla Yusuf'un Ağıdı

Kayseri

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Kadan' allım Elif Bibi

Edem benim elim kolum

Ayağım yalın giderken

Acep gördü m'ola delim

İy' ettiniz geldinize

Ben öfkemi alıcıyım

Adile'mi büyüttüm de

Gayrı size vericiyim

Daha Alim beş yaşında

Kalemler oynar kaşında

Canım al da Kadir Mevlam

Beni ayırma eşimden

Kıçım yalın başım kabak

Cip ufacık kaldı bebek

Sürmel' eşim gel evine

Odada ötmüyor dibek

Kadan allım Fındık Bacı

Ben de düştüm çığırına

Çift koşturmuş sürmel' eşim

Muhacirin bayırına

Kurban oluyum kaşına

Sarığını sar başına

Beni çobana verirler

Hele feleğin işine

Büyük evim ağıl gibi

Ufak kabım çağıl gibi

Beni burdan kovucular

Benim evim değil gibi

Eğlen kadam alıyım

Buyur kahveni veriyim

Kötü şorun duymadığım

Ben seni nerde buluyum

Harıdı gönlüm harıdı

Bucağında ot kurudu

Karbeyaz'a çıkıncağız

Sürmel' eşim de varıdı

Karlı dağlar karsız dağlar

Garip olan genden ağlar

On yaşına değen bebek

Akkasının atın' bağlar

İrbehem hocana uğra

Tütününü ufak doğra

Odan ıssız kaldı deyi

Yerinme eşim yerinme

Devre ettin tel kayınım

El tezkere alırkene

Koyundan da kurban kestim

Güççük Alim yürürkene

İril'ufaklı tepeler

Kar yağar yağmur sepeler

Heveslikli benim eşim

Bir öper bir de kokular

Kaynaklar

Döne Özdemir

Kaynak notu: Ağıt. Söyleyen: Hanımı Habibe (Karakuş). Kaynak kişiler: Döne Özdemir (1929), B. Kabaktepe, Pınarbaşı; Melek Özdemir (1945), Yıldırım Beyazıt, Kayseri; Hüseyin Özkan (1930), Karayurt, Sarız; Adile Karataş (1332), Oğlakkaya, Sarız. Kocası ölünce, gelini, aynı köyden çobanları olan birisine veriyorlar. Ede, büyük saygı duyulan kişiler için, burada, bey, ağa; Yalın ayak, sağken yalın ayak yere bastırmayan kocası, şimdi ayakkabısız görüp üzülmesini istemiyor; İy'etmek, iyi etmek; Geldinize, geldiğinize; Alıcıyım, alacağım; Gıç, ayak; Kabak, açık örtüsüz; Cip, pek, çok; Odada ötmüyor dibek, eskiden kahve dibekte dövülüp, öğütülürdü. Kahve ritimle dövüldüğünden, belli melodilerle çıkan sesler bir neşe kaynağı sayılırdı. Yaslı günlerde dibek dövmek ayıp sayılırdı; Çığır, iz. Karda ayak izlerinin bıraktığı yol. Burada: yol (mecaz); Çift koşturmak, tarlayı sürmeye başlamak; Muhacir, Sarız, Fettahdere köyü anlatılmak istenmiş; Ağıl, hayvanların konulduğu üzeri açık, etrafı çevrili geniş yer. Burada evin geniş olduğu vurgulanmak istenmiş; Ufak kap, Kapkacak, mutfak eşyaları. Burada kabın çok olduğu belirtilerek varlıklı bir aile canlandırılmak istenmiş; Kovucular, kovacaklar; Şor, söz; Harıdı, harlamaktan coştu anlamında; Bucak, çayırlık; Karbeyaz, Oğlakkaya yaylalarından biri; Genden, geriden, geniş; Akka, ağabey, baba; At bağlamak, eskiden eve bir atlı gelince, hemen yanına varılır, attan inmesine gerekirse yardımcı olunur ve konuk, eve buyur edilirken, at da bir yere bağlanırdı. Bu, bir konukseverlik gereği idi; İrbehem, İbrahim; Tütün doğramak, eskiden şimdiki gibi sarılmış sigaralar yoktu. Onun yerine kurutulmuş tütün yaprağı alınır, ince ince doğranır, tabakalara konurdu; Odanın ıssız kalması, konukların uğramaması, konu komşu gelmemesi; Yerinmek, üzülmek; Devre, yanlış, ters; Alırkene, yürürkene, alırken, yürürken anlamlarına gelmektedir. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.68-69-70. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 964 defa görüntülenmiştir. «Molla Yusuf'un Ağıdı» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir