Sözler
Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.
Kadan' allım Elif Bibi
Edem benim elim kolum
Ayağım yalın giderken
Acep gördü m'ola delim
İy' ettiniz geldinize
Ben öfkemi alıcıyım
Adile'mi büyüttüm de
Gayrı size vericiyim
Daha Alim beş yaşında
Kalemler oynar kaşında
Canım al da Kadir Mevlam
Beni ayırma eşimden
Kıçım yalın başım kabak
Cip ufacık kaldı bebek
Sürmel' eşim gel evine
Odada ötmüyor dibek
Kadan allım Fındık Bacı
Ben de düştüm çığırına
Çift koşturmuş sürmel' eşim
Muhacirin bayırına
Kurban oluyum kaşına
Sarığını sar başına
Beni çobana verirler
Hele feleğin işine
Büyük evim ağıl gibi
Ufak kabım çağıl gibi
Beni burdan kovucular
Benim evim değil gibi
Eğlen kadam alıyım
Buyur kahveni veriyim
Kötü şorun duymadığım
Ben seni nerde buluyum
Harıdı gönlüm harıdı
Bucağında ot kurudu
Karbeyaz'a çıkıncağız
Sürmel' eşim de varıdı
Karlı dağlar karsız dağlar
Garip olan genden ağlar
On yaşına değen bebek
Akkasının atın' bağlar
İrbehem hocana uğra
Tütününü ufak doğra
Odan ıssız kaldı deyi
Yerinme eşim yerinme
Devre ettin tel kayınım
El tezkere alırkene
Koyundan da kurban kestim
Güççük Alim yürürkene
İril'ufaklı tepeler
Kar yağar yağmur sepeler
Heveslikli benim eşim
Bir öper bir de kokular
Kaynaklar
Döne Özdemir
Kaynak notu: Ağıt. Söyleyen: Hanımı Habibe (Karakuş). Kaynak kişiler: Döne Özdemir (1929), B. Kabaktepe, Pınarbaşı; Melek Özdemir (1945), Yıldırım Beyazıt, Kayseri; Hüseyin Özkan (1930), Karayurt, Sarız; Adile Karataş (1332), Oğlakkaya, Sarız. Kocası ölünce, gelini, aynı köyden çobanları olan birisine veriyorlar. Ede, büyük saygı duyulan kişiler için, burada, bey, ağa; Yalın ayak, sağken yalın ayak yere bastırmayan kocası, şimdi ayakkabısız görüp üzülmesini istemiyor; İy'etmek, iyi etmek; Geldinize, geldiğinize; Alıcıyım, alacağım; Gıç, ayak; Kabak, açık örtüsüz; Cip, pek, çok; Odada ötmüyor dibek, eskiden kahve dibekte dövülüp, öğütülürdü. Kahve ritimle dövüldüğünden, belli melodilerle çıkan sesler bir neşe kaynağı sayılırdı. Yaslı günlerde dibek dövmek ayıp sayılırdı; Çığır, iz. Karda ayak izlerinin bıraktığı yol. Burada: yol (mecaz); Çift koşturmak, tarlayı sürmeye başlamak; Muhacir, Sarız, Fettahdere köyü anlatılmak istenmiş; Ağıl, hayvanların konulduğu üzeri açık, etrafı çevrili geniş yer. Burada evin geniş olduğu vurgulanmak istenmiş; Ufak kap, Kapkacak, mutfak eşyaları. Burada kabın çok olduğu belirtilerek varlıklı bir aile canlandırılmak istenmiş; Kovucular, kovacaklar; Şor, söz; Harıdı, harlamaktan coştu anlamında; Bucak, çayırlık; Karbeyaz, Oğlakkaya yaylalarından biri; Genden, geriden, geniş; Akka, ağabey, baba; At bağlamak, eskiden eve bir atlı gelince, hemen yanına varılır, attan inmesine gerekirse yardımcı olunur ve konuk, eve buyur edilirken, at da bir yere bağlanırdı. Bu, bir konukseverlik gereği idi; İrbehem, İbrahim; Tütün doğramak, eskiden şimdiki gibi sarılmış sigaralar yoktu. Onun yerine kurutulmuş tütün yaprağı alınır, ince ince doğranır, tabakalara konurdu; Odanın ıssız kalması, konukların uğramaması, konu komşu gelmemesi; Yerinmek, üzülmek; Devre, yanlış, ters; Alırkene, yürürkene, alırken, yürürken anlamlarına gelmektedir. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.68-69-70. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 964 defa görüntülenmiştir. «Molla Yusuf'un Ağıdı» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.
Kaynağı aç