Tek sayfa (2 sütun)

Redif Firarı Destanı

Gaziantep

Biz iki kardaştık redif firarı

Bekaya celbinde çıktı süvari

Kolumu bend etti ester yuları

Akşam namazında vardık Zilife

Sabahtan olunca curnal yazıldı

Süvariler iki taraf düzüldü

Şidara varınca keyfim bozuldu

Başköyü geçerken baktık garafa

Batman hüyüğünde göründü bağlar

Babın etrafı havalı dağlar

Gönlüm melul melul gözüm kan ağlar

Ne bahtılı dedik bizden selefe

Jandarmalar geldi kolumu söktü

Askerin mevcudu seyire çıktı

Gardiyanlar aldı içeri soktu

Teslim aldılar bizi yoktur vazife

İki üç gün orda hapiste kaldık

Masharalık ettik bir zaman güldük

Ne yaman dertlere giriftar olduk

Ceza tertip oldu kaçak redife

Emretti mülazım sürdüler bizi

İlbeyli beyinin doluktu gözü

Bıraktık orada oğlanı kızı

Azmi rah eyledik garbi tarafa

Uvak daşlı imiş Halebin yolu

Ayağım kabardı sanarsın tolu

Sicimin düğümü ağrıttı kolu

Gerildi parmaklar yumulmaz kefe

Serisattan öte Şeyh Zeyyad düzü

Ufak taşı yoktur sade kırmızı

Güneş karşı geldi kavurdu bizi

Gevşedi damarlar pişti keşefe

Şeyh Zeyydaddan öte Halebi gördük

Dolandık kışlaya kapıya vardık

Duran karakola bir selam verdik

Oturmuş zabitler eder latife

Millet kabul etmez böyle süreği

Bütün askerlerin yandı yüreği

Eğer olmasaydı merkez direği

Soğuktan ölürdük kardaş Mustafa

Ali Paşa devletin has kumandanı

Halebe yazdırdı cümle firarı

Birinci taburda aldık kararı

Giydik elbiseyi başladık keyfe

Ahadde Hamiste yedik pilavı

Kıvrattık bıyığı verdik kılavı

Boyattık cizmeyi parlar cilavı

Ergittik püskülü eşgidi kafa

Pirinç çorbasının çoktur şirini

Hoşafı çok yerse bozar karını

Bölük eminleri bekler fırını

Asker tayin ister belli vazife

Kışladan çıkınca döndürdü sola

Halebi savuştuk azmettik yola

Başımıza geldi hezaran bela

Daha ne kara gün görürsün kafa

Geldi Hırıytanın gelini kızı

Sanarsın koyuna koyuldu kuzu

Ağıdın sesinden inlerdi yazı

Yandı firkat odu düştü etrafa

Der Cemile geldik ekin ekerler

Zenbille kuyudan saman çekerler

Kavımı olanlar yola çıkarlar

Kimsesi olmayan karışmaz dofa

Keferaltun hanı ulu han imiş

Üzüm pekmez helva ekmek var imiş

Gelen misafirler alır yer imiş

Çok para almadan dönmüş sarrafa

Hana dahıl olduk oturduk akran

Zabitler mey içdi oldular sekran

Hacı kalk hazır ol çantayı yüklen

Fırsat ganimettir olma boş kafa

Saat bir buçuka aşımız pişti

Mülazim zabitan abuşer içti

Ömerin oğlu da kenefe düştü

Teaffün ederek döndük Zilife

Cesimülübeyt açtı kilidi

Allah esirgesin böyle yiğidi

Kulluk haliydi kimse yoğ idi

Selamet savuştuk düşmedik havfe

Yoldan çıktık azmeyledik Cebele

İşin yoksa yalınayak çabala

Bir yüce dağ imiş başı Kerbela

İçmeğe su yoktur kurudu şefe

Yelbabaya geldik düştük ocağa

Elimizi yuduk döndük sıcağa

Ziyaret kitli imiş açıktı tağa

Bir Fatiha okuduk kati hurufa

Yelbaba hüyüğü çataldır başı

El ayak sürmeden sıykaldır taşı

İfakat bulurmuş yel olan kişi

Evliya makamı dertlere şifa

Yelbabayı geçtik göründü Tuğlu

Ne güzel köy imiş etrafı bağlı

Karnımızı doyurdu Tonovun oğlu

Bir pilav pişirdi dermandır cevfe

İkindi namazı Düdeni aştık

Halfetiye geldik suyunu içtik

Vahvinin geçidin kolayca aştık

Bıyhıra gelince dayandık hayfa

Alahan hüyüğü insandan hali

Çamurlunun suyu kurbağa dolu

Mağarayı geçtik doğrulttuk yolu

Kersenlide katip olduk Arife

Kaynaklar: Kalkımlı Aşık Hacı