Türkü

Terkeşlioğlu Hasan Ağa'nın Ağıdı 2

Kayseri

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Ağ konakta çatal pece

Sabah olmaz uzun gece

Silkinip ata binerdim

Şimdi oldum kümküm koca

Gel Dudu yanıma otur

Eksiğim varısa yetir

Ben yaylaya gidemiyom

Git yayladan sümbül getir

Ay doğar ayın ışığı

Hani şuranın beşiği

Allah bir evlat verirse

Altın döğdürrüm aşığı

Bacım kağnıyınan geldi

Onu da gördüm ağladım

Binboğa'nın karıyınan

Bu yıl da gönlüm eğledim

Ağ konağım parlar iken

Çadırımı tuttum uca

Senden oğlan istemiyom

Muhtaceyledin bir kıza

Çağırın Moll'ahmet gelsin

Şu derdime derman olsun

(Ben) usandım evlatsızlıktan

Efendi'sin bana versin

Bir incecik yol gidiyor

Evlatsızın yolu gibi

Teri burcu burcu kokar

Has bahçenin gülü gibi

Ben ne tuttum ben ne yaptım

Bal yaladım zehir yuttum

Evlatsızlığın yüzünden

Yeğenimi evlat ettim

Kumaş pırtım çekilirdi

Ağ konağa dökülürdü

Onu da bilin mi gönül

Alem senden sakınırdı

Al atın boyununa bindim

Sarız obasın' dolandım

Kurbanlar olduğum al at

Hangi pınardan sulandın

Ağ konakta çatal peçe

Sormazlar ki halim nice

Gönlüm bir oğlan istiyor

Gözü kara perçemlice

Yüce konak yüce konak

Tütün çıkar direk direk

Allah bir evlatcık verse

Kurbanımız kısır inek

Koyunlarım sağılıyor

Kahvelerim dağılıyor

Gel hele Dudu gel hele

Düşmanlarım seviniyor

Yaşa Hasan Ağa yaşa

Daha ne gelici başa

Şu karının oğluyudum

Değneği saplardım taşa

Kaynaklar

Eşkili Hasan Bozdoğan

Kaynak notu: Ağıt. Kaynak kişiler: (Eşkili) Hasan Bozdoğan (1325), Oğlakkaya, Sarız; Nuri Kara (1321), Kızılpınar, Sarız; Kara Kocakaya (1328), Deştiye (Tekneli), Sarız; Hasan Gürbüz (1930), Sarız; Mehmet Eroğlu (1927), Sarız. Ağ, ak; Pece, baca; Çatal pece, o tarihte göçebelikten yerleşik düzene yeni geçen bu toplumda genel olarak her evde bir baca bulunurdu. Varlıklı ve ağa evlerinde iki (çatal) baca demekle onun zenginliği vurgulanıyor; Kümküm (küküm), iyice, adamakıllı, çok, eli ayağı tutmaz biçimde; Yetirmek, tamamlamak; Gidemiyom, gidemiyorum; Döğdürrüm, dövdürürüm; Aşık, aşık kemiği. Aşık kemikleri çeşitli renkte boyanarak tesbih gibi bir ipe dizilir ve bebeğin beşiğine bağlanırdı, oyuncak olarak kullanılması için; Karıyınan, karı ile. Bu yayla adamı artık çok yaşlandığından Binboğa'daki yaylalara gidemediğinden, oradan getirilen karları yemek suretiyle avunmak istiyor; Çadır tutmak, çadırı kurmak; Uç, köyün, obanın tümden görünebileceği yüksekçe yer; İstemiyom, istemiyorum; Molla Ahmet, kardeşi; Efendi, Molla Ahmet'in oğlu, ağabeyine evlatlık verildi; Pırtı, burada, yörede, insanın giymesi için dokunmuş her çeşit dokuma; Oba, halk, bölge; Perçem, kakül; Tütün, duman; Kısır inek, kurban, hayvanın en iyisinden, en kıymetlisinden kesilirdi; Gelici, gelecek; Karı, yaşlı kadın; Değnek, sopa; Değneği taşa saplamak, sözü geçmek, etkili olmak anlamlarına gelmektedir. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.113-114-115-116. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 1.528 defa görüntülenmiştir. «Terkeşlioğlu Hasan Ağa'nın Ağıdı 2» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir