Türkü

Üç Gözlü Pınarın Gözün Ararsan

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Üç gözlü pınarın gözün ararsan

Onu bilen bu cihanı fark eder

Deryadaki kuşun izin ararsan

Onu bilen bu cihanı fark eder

Bir kuş gördüm ayakları çizmeli

Seyyah olup şu alemi gezmeli

Dört kitabın her ismini yazmalı

Onu bilen bu cihanı fark eder

Bir kuş gördüm ayağında nalı var

Kendisi bir iki tane dili var

Padişahtır ülkesi var ili var

Onu bilen bu cihanı fark eder

Bir hasta gördüm soramadım halin

Başı kabak olmuş ayağı yalın

İki oğlan doğurmuş bir erlik gelin

Onu bilen bu cihanı fark eder

Pir Sultan Abdal'ım ey Şah-ı Merdan

İnayet erişe ganiden pirden

Sultan Süleyman'ın mühürü sırdan

Onu bilen bu cihanı fark eder

***

Pir Sultan Abdal - Ahmet Özdemir, Sivas Platformu

Yayınları: 6, İkinci Baskı, İstanbul - 2010,

s.292'de eser şu şekilde aktarılmaktadır

Üç gözlü pınarın gözün ararsan

Onu bilen cihanı fark eder

Deryadaki kuşun izin ararsan

Onu bilen bu cihanı fark eder

Dört kitabın her ismini yazmalı

Seyyah olup şu alemi gezmeli

Bir kuş gördüm ayakları çizmeli

Onu bilen bu cihanı fark eder

Bir kuş gördüm ayağında nalı var

Kendisi bir amma iki dili var

Padişahtır ülkesi var ili var

Onu bilen bu cihanı fark eder

Bir hastacık gördüm sormadım halin

Başı kabak olmuş ayağı yalın

İk'oğlan getirmiş bir erlik gelin

Onu bilen bu cihanı fark eder

Pir Sultan Abdal'ım ey Şah-ı Merdan

Şefaat umarım Gani'den Pir'den

Derviş Muhammed'in hatemi nurdan

Onu bilen bu cihanı fark eder

Kaynaklar

Pir Sultan Abdal

Kaynak notu: Üç gözlü pınarın, tasavvufta Allah-Muhammed-Ali birliğini veya hakikat pınarının üç ana kaynağını; Fark eder, derinlemesine anlar, ayırt eder, gerçeği kavrar; Deryadaki kuşun izin, ummanda, sonsuzlukta iz bırakmayacak bir şeyin izini sürmeyi, yani akılla çözülemeyecek gizli ilimleri (ilm-i ledün) bulmayı; Seyyah, hakikat ve irfan arayışı içinde dünyayı, mekanları veya gönül alemini gezip dolaşan yolcu; Nalı var / İki dili var / Çizmeli, Alevi-Bektaşi edebiyatındaki şathiyye ve muamma geleneğine özgü, ilk bakışta şaşırtıcı gelen ancak tasavvufi, astrolojik veya simgesel karşılıkları olan remizli, gizli anlatımları; Başı kabak, tacı veya örtüsü olmayan, dünyevi her şeyden soyunmuş dervişi; Erlik gelin, mürşide veya Hak yoluna teslim olmuş, manevi olgunluğa (erliğe) ulaşmış canı veya yolu; Şah-ı Merdan, "Yiğitlerin Şahı" anlamına gelen, Hz. Ali'nin en bilinen lakaplarından birini; Gani'den, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, sonsuz zenginlik ve lütuf sahibi Allah'tan; Hatemi, yüzüğü, mührü veya nihayete erdiren son mertebeyi ifade eder. Pir Sultan Abdal - Bütün Şiirleri, Cahit Öztelli - Özgür Yayınları, Onuncu Basım, Ağustos 2004, s.312-313. Sözleri Zeynep Ceren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 3.796 defa görüntülenmiştir.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir