Sözler
Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.
Eğil Dersim dağı eğil
Otu biter heğil heğil
Üç tene asker gelmiş de
Hiçbiri kardeşim değil
Şükür olsun kar eridi
Dersim'in dağı göründü
Eller bayramdan geliyor
Bizim gelin pek yerindi
Dört kurşun birden değince
Elini çalmış yüzüne
Şehit olan böyle m'olur
Yan üstü çökmüş dizine
A işlik de sarı kalem
Al vardı çavuş al vardı
El çarpmış da hota çalmış
Öğün gitsin Dersim Kürt'ü
Altı ka(r)deşim varıdı
Mustafa geldi yalınız
Gel ağlayaşak babam kızı
Dersim'de kaldı delimiz
Yen' ayrıldı ev olucu
Gözlüyom Yaap gelici
Anamın deli çavuşu
Kürt vurup ünün'alıcı
Kurban oluyum keseye
Kese de sahatten güzel
Böyle dayıoğlu m'olur
Üstüne döşemiş gazel
Halevik'ten gelen şeher
Gelin bana etme kaher
Gelmiş Yusuf uğramamış
O senin kardeşin değil
Yıllar sıtması çekiyor
Ara Hoca'mın gününü
Sana düşürmem ki Anşa
Dikerim özne donunu
Bugün bize on gün oldu
Cinler bağladı dilimi
Hoş geldine mi geldiniz
Emmimin çifte gelini
Yıkıldı evin direği
Yoktur Mevla'nın yüreği
Ne ağlıyon kele Anşa
Komş(u) olsa bilir gereği
Kaynaklar
Elif Korkmaz
Kaynak notu: Ağıt. Söyleyen: Yakup Çavuş'un bacısı Hürü. Kaynak kişiler: Elif Korkmaz (1328), Karayurt, Sarız; Leyli Özdemir (1930), B. Kabaktepe, Pınarbaşı; Fatma Kılıç (Kara) (1326), Yeşilkent, Sarız. Heğil heğil, yel vurdukça otun efilenmesi, sallanması; Üç tane asker, izinli gelen üç asker; Yerinmek, kıskanmak, gıpta etmek, üzülmek, gücenmek; A işlik, ak gömlek; Hota çalmak, öğünmek (horta: palavra); Al, tuzak, hile; Ağlaşak, ağlaşalım; Yeni ayrılmak, eskiden gelin baba ocağına gelirdi, daha sonraları yeni bir eve taşınarak yeni bir aile oluşturulurdu; Gözlüyom, gözlüyorum, bekliyorum; Alıcı, alacak; Delimiz, delikanlının kısa söylenişi; Yaap, Yakup; Kese, eskiden paralar kese denilen işlemeli, küçük bez torbalara konurdu. Şimdiki para cüzdanları yerine; Üstüne döşemiş gazel, Yakup'un dayısı oğlu da orada askerdir. Yakup Çavuş ölünce mezarını gazel denilen meşe çalılarıyla örtmüştü; Halevik, Pınarbaşı ilçesinin köyü, şimdiki adı Çakılkaya; Şeher, başa bağlanan, bir çeşit eşarp, cılgı da denir, ilkin şehirden geldiği için bu adla anılmıştır; Kaher, kahır; Yıllar sıtması, sıtma hastalığı eskiden yıllar sürerdi; Anşa, Ayşe; Özne donu, güvey elbisesi; Cinler bağlamak, ağıtçı üzüntüsünden on gün konuşamamış, bunu cinler bağlamış olarak yorumluyor; Kele, bir hitap biçimi olup "ayol" anlamındadır. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.59-60-61. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 2.226 defa görüntülenmiştir. «Yakup Çavuş'un Ağıdı» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.
Kaynağı aç