Türkü

Yakup Çavuş'un Ağıdı

Kayseri

Sözler

Yazı tipi, satır ve paragraf aralığını yan panelden ayarlayabilirsiniz.

Eğil Dersim dağı eğil

Otu biter heğil heğil

Üç tene asker gelmiş de

Hiçbiri kardeşim değil

Şükür olsun kar eridi

Dersim'in dağı göründü

Eller bayramdan geliyor

Bizim gelin pek yerindi

Dört kurşun birden değince

Elini çalmış yüzüne

Şehit olan böyle m'olur

Yan üstü çökmüş dizine

A işlik de sarı kalem

Al vardı çavuş al vardı

El çarpmış da hota çalmış

Öğün gitsin Dersim Kürt'ü

Altı ka(r)deşim varıdı

Mustafa geldi yalınız

Gel ağlayaşak babam kızı

Dersim'de kaldı delimiz

Yen' ayrıldı ev olucu

Gözlüyom Yaap gelici

Anamın deli çavuşu

Kürt vurup ünün'alıcı

Kurban oluyum keseye

Kese de sahatten güzel

Böyle dayıoğlu m'olur

Üstüne döşemiş gazel

Halevik'ten gelen şeher

Gelin bana etme kaher

Gelmiş Yusuf uğramamış

O senin kardeşin değil

Yıllar sıtması çekiyor

Ara Hoca'mın gününü

Sana düşürmem ki Anşa

Dikerim özne donunu

Bugün bize on gün oldu

Cinler bağladı dilimi

Hoş geldine mi geldiniz

Emmimin çifte gelini

Yıkıldı evin direği

Yoktur Mevla'nın yüreği

Ne ağlıyon kele Anşa

Komş(u) olsa bilir gereği

Kaynaklar

Elif Korkmaz

Kaynak notu: Ağıt. Söyleyen: Yakup Çavuş'un bacısı Hürü. Kaynak kişiler: Elif Korkmaz (1328), Karayurt, Sarız; Leyli Özdemir (1930), B. Kabaktepe, Pınarbaşı; Fatma Kılıç (Kara) (1326), Yeşilkent, Sarız. Heğil heğil, yel vurdukça otun efilenmesi, sallanması; Üç tane asker, izinli gelen üç asker; Yerinmek, kıskanmak, gıpta etmek, üzülmek, gücenmek; A işlik, ak gömlek; Hota çalmak, öğünmek (horta: palavra); Al, tuzak, hile; Ağlaşak, ağlaşalım; Yeni ayrılmak, eskiden gelin baba ocağına gelirdi, daha sonraları yeni bir eve taşınarak yeni bir aile oluşturulurdu; Gözlüyom, gözlüyorum, bekliyorum; Alıcı, alacak; Delimiz, delikanlının kısa söylenişi; Yaap, Yakup; Kese, eskiden paralar kese denilen işlemeli, küçük bez torbalara konurdu. Şimdiki para cüzdanları yerine; Üstüne döşemiş gazel, Yakup'un dayısı oğlu da orada askerdir. Yakup Çavuş ölünce mezarını gazel denilen meşe çalılarıyla örtmüştü; Halevik, Pınarbaşı ilçesinin köyü, şimdiki adı Çakılkaya; Şeher, başa bağlanan, bir çeşit eşarp, cılgı da denir, ilkin şehirden geldiği için bu adla anılmıştır; Kaher, kahır; Yıllar sıtması, sıtma hastalığı eskiden yıllar sürerdi; Anşa, Ayşe; Özne donu, güvey elbisesi; Cinler bağlamak, ağıtçı üzüntüsünden on gün konuşamamış, bunu cinler bağlamış olarak yorumluyor; Kele, bir hitap biçimi olup "ayol" anlamındadır. Öyküleriyle Ağıtlar - Ahmet Z. Özdemir, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1626, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 213, Halk Edebiyatı Dizisi: 45, Birinci Baskı, Milli Kütüphane Basımevi, Ankara - 1994, s.59-60-61. Sözleri Evren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 2.226 defa görüntülenmiştir. «Yakup Çavuş'un Ağıdı» isimli türküye ait hikaye kaydı bulunmaktadır.

Kaynağı aç

Bu sayfada bir sorun mu gördünüz?

Hata bildir